Abdullah Gülay Yazar Gökhan Dihkan ‘ın yazısını paylaştı
BUGÜN 12 EYLÜL 2025
80 DARBESİNİN ÜZERİNDEN TAM
45 YIL GEÇTİ !
✅ 12 Eylül: Amerikan Postalıyla Ezilen Bir Milletin Utancı!
✅ “Bizim Çocuklar” Başardı: Bir Milletin Onurunun Çiğnendiği Gün
Tarih, ihanetlerin ve teslimiyetlerin kara sayfalarıyla doludur.
Türkiye’nin yakın tarihinde ise 12 Eylül 1980, bu sayfaların en kirli, en kanlı ve en utanç verici olanıdır.
12 Eylül, basit bir askeri müdahale, bir “iç karışıklığı önleme” operasyonu değildir. 12 Eylül, Washington’daki efendilerinin “bizim çocuklar başardı” diye alkışladığı, NATO merkezli, emperyalist bir projenin Türkiye’nin kalbine sapladığı zehirli bir hançerdir!
Darbe öncesi yaratılan kaos ortamı, bu kanlı senaryonun en kalleş parçasıydı. Sokakları kan gölüne çeviren, gençleri “sağcı-solcu” diye birbirine kırdıran karanlık odaklar, darbenin zeminini hazırlamak için maşa olarak kullandıkları piyonlardı.
Kenan Evren ve cuntası, bu kaosu bitirmek için değil, bizzat bu kaosun yaratıcılarının emriyle, Türkiye’nin düşünce dünyasını, politik bilincini ve milli iradesini yok etmek için geldiler.
“Bir sağdan, bir soldan astık” diyerek övündükleri şey, aslında bu milletin beyin hücrelerini iki taraftan da ezmek, sorgulayan, itiraz eden, idealist ne varsa hepsini darağacında sallandırmaktı. Amaçları barış değil, mezarlık sessizliğiydi.
12 Eylül’ün hedefi netti: Düşünmeyen, sorgulamayan, itaat eden, küresel kapitalizmin ucuz iş gücü olacak, maneviyatı ve kimliği törpülenmiş, depolitize bir toplum yaratmak.
İşkencehaneye çevrilen Diyarbakır Cezaevi, Mamak, Metris… Bu isimler, insanlık onurunun postal altında nasıl çiğnendiğinin canlı tanıklarıdır. Filistin askılarında sallandırılan bedenler, elektrikle dağlanan beyinler, coplarla tecavüz edilen insanlar…
O işkence tezgâhlarından geçenler sadece fiziken değil, ruhen de katledildi. Geriye, korkuyla sinmiş, travmalarla dolu, hayata küsmüş bir nesil bırakıldı. 12 Eylül, sadece bedenlere değil, bu milletin ruhuna, özgüvenine ve cesaretine kastetmiştir.
Ve sonuç…
12 Eylül’ün ektiği zehirli tohumlar, bugün bir ur olarak karşımızda durmaktadır. 12 Eylül’ün yarattığı apolitik, lümpen, paraya ve güce tapan, ahlaki değerlerden yoksun zihniyet, son 40 yıllık talan düzeninin sosyal tabanını oluşturdu.
12 Eylül ile hesaplaşmak, Kenan Evren’i göstermelik bir mahkemede yargılayıp mezarında rahat bırakmak değildir. 12 Eylül ile hesaplaşmak; onun yarattığı korku iklimini, apolitik kültürü, emperyalizme bağımlılığı, ahlaki çürümeyi ve en önemlisi, onun ürünü olan tüm siyasi yapıları tarihin çöplüğüne atmakla mümkündür.
O gün darağaçlarında can verenlerin, işkencehanelerde inletilenlerin, hayatları çalınanların hesabını sormak, bugün onların yıktığı ne varsa yeniden inşa etme iradesini göstermekle olur.
Gökhan Dihkan
İlave notum:
😡 Kızgınım!
Ben12 Eylül’de 22 yaşında, her türlü sokak ve kürsü mücadelesinde bulunmuş, nice arkadaşları toprağa gitmiş veya işkenceye maruz kalmış, şahsen çok sıkıntı çekmiş biri olarak Sadece kızgınım!
Kime kızıyorsunuz derseniz cevabı yine kavga sebebi! Hâlâ bu kavgayı veriyoruz. Bizi kavgaya alıştırmışlar…

