1. Haberler
  2. Haber
  3. Abdullah Gülay Yazdı OPERA VE BALENiN BüTÇESi

Abdullah Gülay Yazdı OPERA VE BALENiN BüTÇESi

featured
Google'da Abone Ol service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

OPERA VE BALENiN BüTÇESi

Üniversitede öğrenci iken, KTÜ ‘ye yılda bir kez gelen Suna Kan konçertosuna giderdik.

Gitmemiz gerekiyordu. Güya entel olurduk, çağdaş olurduk vs…

Tabi müzik bize hitab etmezdi. Sabırla katlanırdık. Suna hanım arada bir duraklardı, biz bitti zanneder, ayıp olmasın diye alkışlardık…

Beğendiğimizden değil, sadece ayıp olmasın diye!

Bir iki derken Suna hanım mest olduğu âlemden çıktı, kemanı aşağı saldı ve bize dedi ki:

“Lütfen yerli yersiz alkışlamayın. Konsantrasyonum bozuluyor.”
Gülüşmeler oldu.
Ve devam etti;
“Ne zaman alkışlayacağınızı ben size göstereceğim!’

Ne zamanmış?
Ortaya kadar gelip eğilerek seyirciyi selamladığı zaman…

İşte böyle.
Biz aydın, çağdaş, modern (!) öğretmen adaylarının durumu böyle iken, orkestra bütçesini vergisi ile finanse eden Anadolu’nun gariban halkının durumu nasıldır acaba?

Kaç kişi opera bale izler?
Peki bu bütçe kimin bütçesi?

Öyle ya…
Şimdi denilebilir ki nereden çıktı bu mesele?
Anlatalım:

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’ne 2026’da

5.3 milyar TL gibi yüksek bir bütçe ayrıldı.Türkiye’de opera ve bale izleyenlerin sayısı sadece %Bir.
Sadece yüzde bir, bir… Sadece yüzde bir!
O da ara sıra…

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı TİKA’ya ayrılan toplam bütçe ise 3.8 milyar TL.

Bu çarpıklık TBMM’de ve kamuoyunda hararetli tartışmalara ve eleştirilere yol açtı.

Rivayete göre Devlet Senfoni Orkestrası’nın Bayburt’ta icra ettiği ve izleyicilerin biraz zorlama ile katıldıkları konser hakkında fikri sorulan bir vatandaşın, daha sonra bir tekerlemeye dönüşen;

“Bayburt Bayburt olalı böyle zulüm görmedi”

yönündeki açıklaması bütcenin eleştiriyi ne kadar hak ettiğinin bir göstergesidir.

GELELİM OPERA VE BALEYE

Opera, Türkiye’ye toplumsal bir talebin ya da yerel müzik ve sahne geleneklerinin doğal gelişiminin sonucu olarak değil; Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında benimsenen Batılılaşma ve modernleşme ideolojisi doğrultusunda, yeni ulus-devletin kendisini çağdaş ve uygar dünya ile aynı seviyede konumlandırma arzusunun simgesel kültür araçları olarak girdi.

Bu nedenle opera ve bale, Türkiye’de kendilerinden beklenen toplumsal yaygınlaşma ve kültürel dönüşüm işlevini hiçbir zaman tam olarak yerine getiremedi; geniş toplumsal tabanla temas edemeyen, dar ve seçkinci bir ilgi alanı olarak kaldı. Halkın kabullerine, müzik algısına ve zevklerine hitap eden “estetik tanışıklık” ve kültürel süreklilik üretilememesi dolayısıyla bu alanda kültürel düzeyde bir yabancılaşma ortaya çıktı.

Batı Avrupa’da nüfusun yaklaşık %20–30’u hayatında en az bir kez opera ya da bale izlerken, %3–8’lik bir kesimin düzenli izleyici konumunda olması, bu alanda güçlü ve dinamik blr sosyal destek tabanının bulunduğunu gösteriyor.

Tekrar ediyorum; Türkiye’de opera ve bale izleyenler sadece %Bir.
Sadece yüzde bir, bir…
O da ara sıra…

İzleyici oluşmadan kurum kurulmuş, toplumsal zemin oluşturulmadan kadro ve repertuvar tahsis edilmiştir.

Bu çerçevede, Opera ve Bale Genel Müdürlüğü, Kültür Bakanlığı bünyesinde, yüzde yüze yakın oranda merkezi devlet bütçesinden finanse edilen tipik bir devlet kurumudur; personeli ise “kamu personeli” statüsünde çalışanlardır.

Opera ve balenin örgütlenme ve işleyişinin devletin tam kontrolü, yönetimi ve finansmanı altında yürütülmesi; devlet opera ve bale sanatçılarının “özel statülü kamu sanatçısı” şeklinde kadrolu, maaşlı ve kamu güvenceli olarak istihdam edilmeleri, Türkiye’deki sistemi Batıdan ayıran esaslı bir özelliktir.

Bu yapı, sanatçılara 65 yaşına kadar iş güvencesi sağlarken; kurumsal yenilenme, hesap verebilirlik, rekabet, izleyiciye erişim, izleyiciyi çoğaltma, sivil alanla etkileşim ve toplumsal tabana yayılma baskısını büyük ölçüde ortadan kaldırmakta; opera ve baleyi Batı’daki çoğulcu ve esnek modellerden yapısal olarak ayırmaktadır.

Sonuçta ortaya çıkan yapı, geniş toplum kesimleriyle bağ kurmak zorunda olmayan; sınırlı bir izleyici grubuna oynayan; repertuvarını ve estetik tercihlerini çoğu zaman kendi iç mantığına göre belirleyen kapalı bir ekosistem üretmiştir.

Şüphesiz bu yapı, sanatı bir “devlet faaliyeti” olarak yaşatır; ancak topluma mal olma şansını ortadan kaldırır. Nitekim Türkiye’de arada sırada opera izleyenler %1 civarında iken, sürekli izleyenlerin ancak “bindelik” düzey gibi çok düşük oranlarda kalması; opera ve balenin topluma nüfuz eden bir kültür pratiği olmaktan çok, korunaklı ve kendi içine kapanan “bürokratik” ve “seçkinci” bir sanat alanına dönüştüğünü ortaya koyuyor.

Bugün bu sanatların, Batı’da bile eski merkezi konumlarını yitirmişken, Türkiye’de sanki tarihi ve sosyolojik şartlar hiç değişmemiş gibi aynı örgütlenme ve ideolojik misyonla sürdürülmesi ve geçmişin tortusu bir modernleşme aracı olarak yaşatılması; “kültürel ve sosyolojik bir anakronizme saplanmış” olduğumuzun açık bir işaretidir.

Türkiye’de opera ve bale tartışması, halkın sanat ve estetikle ilşkisinden çok; kültür politikalarının meşruiyeti, kamu kaynaklarının etkili kullanımı ve “kültür harcamalarının toplumsal karşılığının sorgulanmasıyla” ilgilidir.

Sorun, bu sanatların, varlıklarını toplumla temas etmeden, merkezi ve kapalı bir düzen içinde sürdürmeleridir. Bu yapısal sorun çözülmediği sürece, opera ve baleye harcanan milyarlarca liralık kamu kaynağının yerindeliği ve meşruiyeti, toplumun tartışma gündeminden düşmeyecektir.

Diyanet bütçesine itiraz eden bazıları gibi Türk Halkı
da senfoni, opera ve bale bütçesine itiraz ediyor.

Kıymetli okul arkadaşım, Sayın Vali, Ulvi Saran ‘dan esinlenme, ekleme ve çıkartma yoluyla uyarlama.
Abdullah GÜLAY 🌹🌙

1
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Abdullah Gülay Yazdı OPERA VE BALENiN BüTÇESi

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.
Giriş Yap

Avrasya Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!