ŞALPAZARI’NDA KONGRE SALONU ATIŞMASI SÜRÜYOR
Milliyetçi/ülkücü bir parti düşünün. Bu parti üçe bölünüyor.
Sonra, bölünmüş bu ayrı ayrı parçalar ülke genelinde birbiriyle karşılıklı atışıyor/didişiyor:
-Biz miliyetciyiz…
-Hayır, biz daha milliyetçiyiz.
-Biz ülkücüyüz.
-Hayır, siz değil, asıl biz ülkücüyüz…
-Siz bölücü örgütün safında yer aldınız.
-Hayır, asıl siz onlarla iş birliği yaptınız.
-Siz kent uzlaşısını desteklediniz.
-Siz de Apo’ya kurucu Önder dediniz.
Bedel ödenen bu dava kimsenin şahsi İkbaline malzeme yapılamaz! Kimsenin tekelinde de değildir!
Sizi bölen kim?
Bu kadar morfin yeter!
Artık uyanın…
*****
Bölünürken bazıları hangi tarafta kalacağını bilemediği için bir o tarafla, bir bu tarafla hareket ederek gülünç durumlara dahi düştüler.
Bu didişme Şalpazarı’nda kongre salonuna bayrak/ afiş/poster /asarsın asamazsın kavgasıyla kendini gösterdi.
Belediye binası bünyesinde bulunan toplantı salonunda yapılan ilçe kongresinde;
birbirinden bölünmüş bu iki parti, salona bayrak/afiş/flama asarım/astırmam kavgasına tutuştular.
Habire basın toplantısı düzenleniyor ve
-Sen yalan söylüyorsun!
-Hayır sen yalan söylüyorsun…
Kavgasıyla birbirlerini yerden yere vuruyorlar. Birbirinin geçmişteki yanlışlarını ortalığa saçıyor; öfke ile geçmişin tutarsız, ikiyüzlü hikayelerini anlatmayı sürdürüyorlar…
Görüldüğü gibi hiç bir şey gizli kalmıyor. Yaratılışın gereği, formülü budur!
Karşı taraf şartları yerine getirmediyse salonu vermeme hakkınız vardı. Anahtarı sizdedir, vermeyebilirdiniz. Vermediyseniz nasıl içeri girdiler?
Verdiyseniz neden tepki gösteriyorsunuz?
Vatandaş soruyor:
Salonu verdiniz mi, vermediniz mi?
Afiş, flama, poster, bayrak asılmayan kongre salonu olmaz, böyle bir kongre hiç görülmemiştir.
Afiş asma konusunda anlaşamadıysanız salonu vermeyebilirdiniz. Verdiyseniz bunu göze almışsınızdır. Soru açıktır; salonu verdiniz mi vermediniz mi?
Efendim verdik ama şartlarımız vardı. Peki hani protokol? Nerede ödeme makbuzu?
Yok…
Yoksa neden kullandırdınız?
Parasını kongre öncesinde yatırmadılar, sonradan yatırdılar; belediye ile protokol yapmadılar…
O zaman salonu vermeyiniz.
Sonra…
Basın yoluyla büyüyen tartışma için;
-Bu kadarı da fazla, biraz ağır başlı olun, sakin olun…
Diyenlere habire kendilerinzin haklı olduğunu ispat etmeye çalışıyorsunuz.
Konuştukça batıyor, konuştukça gözden düşüyorsunuz, ilçeye zarar veriyorsunuz!
Milliyetçi ülkücü camiaya zarar verildiği kadar ilçede cumhur ittifakının politikalarına da darbe vuruyorsunuz.
Bu atışmadan biz basına ve medyaya da malzeme çıkıyor. Bizim işimiz de bu…
Vatandaş diyor ki;
Tavuk davası gibi…
İçi boş, kuru gürültü.
Gör beni dercesine…
Oh ne âlâ…
Sel mi olmuş?
Heyelan mı olmuş?
Hâlâ kapalı büzler bekliyor muymuş?
Vatandaşın arazisinde kapanan menfez yüzünden toprak kayması mı olmuş?
Bir diğer vatandaşın evi tehlikede miymiş?
Umurlarında bile değil…
Vatandaş her zaman haklıdır.
Abdullah GÜLAY
Avrasya Basın

