İki hafta önceki yazımızda, son zamanlarda yaşanan savaşların, doğal / normal sebeplerle değil, kurgu / senaryo olarak suni bir şekilde çıkarıldığını; bundaki maksadın da İsrail’in arz-ı mev’ud hedefine hizmet olduğunu, bu hususta ABD’nin de İsrail’le birlikte hareket ettiğini belirtmiştik.

Bu yazımızda bunun ispatı sadedinde bir konuşmadan bahsedeceğiz.

Bu konuşma, geçtiğimiz Nisan ayı içinde Antalya Diplomasi Forumunda yapıldı.

Konuşmacı da, TIME tarafından açıklanan “Dünyanın En Etkili Kişileri” listesine birden çok defa giren tek akademisyen olan Amerikalı ekonomist Jeffrey David Sachs idi.

Sachs; Latin Amerika, Doğu Avrupa, Eski Yugoslavya, Eski SSCB ve Afrika hükûmetlerine verdiği ekonomik danışmanlıklarla tanınır. Halen Columbia Üniversitesi’nde Earth Institute (Dünya Enstitüsü) Başkanıdır. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un ve ondan önce de Kofi Annan’ın özel danışmanlığını yapmıştır. BM Milenyum Projesi’nin direktörüdür. Yoksulluğun azaltılması, borçların silinmesi, hastalıkların kontrol altına alınması gibi konularda uluslararası çalışmalarıyla tanınır.[i]

Bu şahıs, bahsi geçen programda yaptığı konuşmada Suriye iç savaşını merkeze alarak, bu savaşın Washington’dan çıktığını, ancak kararının İsrail’de alındığını, bölgede yedi savaş planlandığını, bunlardan altısında hedefe ulaşıldığını, sadece İran’la çıkarılacak savaşta başarılı olunamadığını, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun bu sebeple bir hayli üzüntülü olduğunu, gayet açık bir dille ifade etmiştir.

İşte itiraf niteliğindeki o ifadeleri:

“Bu savaş Washington’dan çıktı. Beşar Esad’dan kaynaklanmadı.

2011’de Esad’ı devirmek için bir karar alındı. Aslında bu karar İsrail’den çıktı. Bu, İsrail hükümetinin 25 yılı aşkın süredir taşıdığı bir arzuydu.

Netanyahu’nun fikri, Ortadoğu’yu İsrail’in isteğine göre şekillendirmekti. İsrail’e karşı olan her hükümeti devirmekti.

Bu konuda CIA ve ABD hükümeti de dostuydu. Yani savaş Esad baskısından veya diktatörlüğünden kaynaklanmadı.

Bu savaş, 2011 baharında Esad’ı devirmek için Başkan Obama’nın verdiği bir emirle başladı. Bu programın bir adı da vardı. Operation Timber Sycamore.

ABD bu bölgedeki diğer ülkelerle birlikte isyancıları eğitti. Şu anda iktidarı ele geçirenler de dâhil olmak üzere, rejimi devirmek için özellikle cihadcıları eğitti. Bu bir kaos yarattı. 14 yıl süren savaşta Suriye’de 600 bin kişi hayatını kaybetti.

Bu savaşın sonucu, CIA’nın 2011’de istediği şeydi: ABD’nin silahlandırdığı cihadcı bir gurubun Suriye’de iktidara gelmesi.

Bunu net şekilde söylemek istememin sebebi şu: Bu bölgede gerçek diplomasiden değil de, CIA operasyonlarından kaynaklanan kamu diplomasisi sona ermedikçe barış olmayacak. Ve İsrail tüm Ortadoğu’yu askerileştirmeye son vermedikçe barış gelmeyecek. Çünkü Suriye savaşı, İsrail’in teşvik ettiği altı savaşın sadece bir tanesi. Diğerleri Lübnan, Irak, Libya, Somali ve Sudan’da.

Aslında bu liste bizde vardı. Wesley Clark (NATO eski başkomutanı) 2011 yılında Pentagon’da bir kâğıtla bilgilendirilmişti.

Amaç beş yıl içinde yedi savaş çıkarmaktı.

Netanyahu’nun büyük üzüntüsüne rağmen gerçekleşmeyen tek savaş İran’la olandı…” [ii]

Konuşmanın bundan sonraki bölümüne bir sonraki yazımızda devam edeceğiz.

Buraya kadar olan kısmında, anlaşılacağı üzere İsrail’in arz-ı mev’ud hedefine giden yol haritası anlatılmaktadır. Konuşmacı hangi konulara parmak basıyor, bir kere daha bakalım:

– İsrail’in, Ortadoğu’yu kendi isteği doğrultusunda şekillendirmek, bu uğurda İsrail’e karşı olan her hükümeti devirmek hedefi var.

– Bu konuda, dostu olan CIA ve ABD hükümetiyle işbirliği yapıyor.

– Esad ABD tarafından devrilmiş, bu plan dönemin ABD Başkanı Obama’nın emriyle yapılmış. Yani bu savaşlar bir devlet politikası olarak planlanmış.

– ABD bu bölgede diğer ülkelerle birlikte cihadcıları eğitiyor.

– Suriye’de savaşın devam ettiği 14 yıl boyunca 600 bin kişi hayatını kaybetti.

– Sonuçta CIA’nın ve ABD’nin silahlandırdığı cihadcı bir grup Suriye’de iktidara getirildi.

– Bölgede hadiseler tabii bir diplomasiyle gelişmiyor; CIA operasyonlarından kaynaklanan bir diplomasi uygulanıyor.

– Süreç böyle ilerlediği sürece bölgede barış olmayacak.

– Çünkü İsrail Ortadoğu’yu askerileştirmek istiyor ve o buna son vermedikçe barış gelmeyecek.

– Suriye savaşı, İsrail’in teşvik ettiği altı savaştan sadece biriydi. Lübnan, Irak, Libya, Somali ve Sudan savaşlarının arkasında da o vardı.

– Pentagon’un planına göre amaç 2011 yılı itibariyle bölgede beş yıl içinde yedi savaş çıkarmaktı. Bunlardan sadece İran’la yapılacak savaş çıkarılamadı.

Evet; itiraf niteliğindeki bu açıklamalardan çıkan sonuç şudur:

Açık ve net bir terör devleti olan Siyonist İsrail’in arz-ı mev’ud hayali, bölgenin ve dünyanın huzurunu bozan kangrenleşmiş, müzmin bir hastalıktır.

Ve ne yazık ki bu terör devleti “süper güç” kabul edilen ABD ve hatta birçok Avrupa ülkesi tarafından da desteklenmektedir.

Bu durum, başta İslam coğrafyası olmak üzere bütün dünya için büyük bir felakettir.

Bu zulüm çarkını fiilî müdahale ile durdurmaktan başka çare gözükmemektedir.

Peki ama bu nasıl olacak ve bunu kim yapacak?

Gelecek yazılarımızda yukarıda bir kısmına yer verdiğimiz itiraf niteliğindeki konuşmaya kaldığımız yerden devam ederek bu sorunun cevabını vermeye çalışacağız.

Konuşmanın videosu şu linkten izlenebilir:

https://www.instagram.com/reel/DIaDcEIo2AN/