SOSYAL MEDYADAKİ İNSAN MANZARALARI
Şiir yazsam okumuyor,
Şiir okusam dinlemiyorlar…
Sosyal konuları yazsam siyaset,
askerî gelişmelere dikkat çeksem “senin işin değil” diyorlar…
Muhalefeti eleştirsem iktidar yanlısı, iktidarı eleştirsem “gemiyi terkeden” diyorlar…
Dini, tasavvufi, cemaat, tarikat konularını yazıyorum tartışmaları kontrol edemiyorum; zira herkes sanki alim dayı…
Ülkemizdeki bir gelişmeyi, bir güzelliği bir üretimi paylaşıyorum, rahatsız oluyor, eleştiriyorlar;
“Hayat pahalılığını görmüyor musunuz?” Diyorlar…
Pahalılığı yazıyorum;
“Günaydın, yeni mi farkına vardınız?” Diyorlar… Kendileri biliyor ya!
Tarihten bahsediyorum herkes Lozan’a giden heyetin başındaymış gibi kendinden emin tarihçi olmuş da bir ben değilmişim…
Eğitim öğretim konularında tecrübemizi ortaya koyuyorum, egitimcileri yerden yere vuruyorlar…
Yazmıyorum; “Neden yazmıyorsunuz?” Diyorlar. Sayfayı kapatıyorum; “Keşke kapatmasaydınız, siz burada olmalısınız.” Diyorlar…
Kapattığımı bilmeyenler engellendiğini düşünürek; “Abi, bi yanlışımız mı oldu ki bizi çıkardınız?” Diye sitem ediyorlar.
Kimisi “çok sık görelim” diyor, kimisi de “her gün paylaşım yapıyorsunuz!” Diyorlar…
Geriye çiçek böcek paylaşmak, kişilerle geyik muhabbeti yapmak kalıyor…
Nasreddin Hoca haklı.
Elin ağzı ile hareket eden yolunu şaşırırmış….
Abdullah GÜLAY

