ŞARTLI TAHLİYE UYGULAMASINA SON VERİLMELİ

Ne bir şahıs ne de yargı kurumları dahil olmak üzere hiçbir makam veya güç, bir başkasının hukukunu çiğneme ve çiğnetme ayrıcalığına, üstünlüğüne veya yetkisine sahip olamaz, olamamalıdır. Suç işleyen kişi, suçunun ağırlığına uygun bir ceza almalı ve bu cezanın tamamını çekmelidir. Şartlı tahliye, bu temel ilkeyi çiğneyerek “layık olunan cezanın” tamamlanmasını engellediği için adalet duygusunu derinden zedelemektedir.
Şartlı tahliye, mağdurun güvenlik ve adalet beklentisini yargı sürecinin en başında yok saymakta, suçluyu cesaretlendirmektedir. Suçlunun cezasının tamamını çekmeden serbest kalması, mağdurun iyileşme sürecini engellemekte, öfkesini, korkusunu ve travmasını sürekli tetiklemektedir. Bir suçlunun cezasının tamamını çekmeden topluma dönmesi, toplumun genelinde bir güvensizlik ve korku duygusu yaratmakta bu da toplumsal huzurun bozulmasına yol açmaktadır.
Şartlı tahliyenin ana ereği olan suçluyu topluma yeniden kazandırma ve bir daha suç işlemeyen, üretken bir birey haline getirme sonucuna; suçluyu cezasını çekmeden toplumun içine salarak değil, cezaevinde sağlanacak etkili eğitim, rehabilitasyon ve üretim imkanlarıyla ulaşılmaya çalışılmalıdır. Ceza, sadece suçun karşılığı değil, aynı zamanda hem suçlunun yeniden suç işlemesini engellemeli hem de toplumdaki diğer bireylerin suçtan ve suçludan korunmasını sağlamalıdır. Şartlı tahliye ile tahliye edilen kişilerin yeniden suç işlemeleri, toplumsal güvenliği tehdit eden ciddi bir gerçekliktir.
Ceza ve infaz sistemlerinin adalet felsefesi, toplumun suç ve cezaya olan inancını şekillendirir. Şartlı tahliyenin kaldırılması, toplumda zedelenmiş olan suç ve ceza algısının ve güven duygusunun yeniden tesis edilmesine büyük katkı sağlayacaktır. Aksi halde, bir suçlu cezasının tamamını çekmediğinde, toplumda adaletin tam olarak yerine getirilmediği algısı derinleşmektedir. Ayrıca, şartlı tahliye kararlarının sosyoekonomik durum veya avukat tutma gücü gibi faktörlerden etkilenebilmesi, adalet sistemindeki eşitsizlikleri derinleştirerek “hukukun çiğnenmesini” kolaylaştırmaktadır. Bu nedenle, şartlı tahliye uygulaması kaldırılarak herkesin layık olduğu cezayı çekmesi sağlanmalı, mağdur hakları, toplumsal güvenlik, adalet ve kanun önünde eşitlik öncelikli hale getirilmelidir.

