TANRISAL EGO
Tanrısal ego, kibir sendromu ya da güç zehirlenmesi olarak bilinen bir psikolojik hastalıktır. Hubris (Kibir) sendromu olarak da bilinir. Kibir ve aşırı gurur anlamına gelir.
Tanrısal ego; cerrahlarda, sendika başkanlarında, siyasilerde, …vb. meslek gruplarında görülmektedir.
Bazı insanların belli makamlarda veya belli mevkilerde uzun süreli kalması sonucu güç zehirlenmesine maruz kaldığı tespit edilmiştir.
Bu tip insanlarda aşağıdaki belirtilen bulgulardan 3 veya daha fazla varsa o kişi tanrısal ego hastalığına yakalanmış demektir.
1-Kişisel olarak başarabilecekleri konusunda abartılı bir özgüven
2-Kendi bakış açısını ve çıkarlarını tüm ulusa atfetme ve özdeşleştirme
3-Her şeye kadir olma sanrısı
4-Her durumda haklı çıkacakları düşüncesi
5-Kendisine öteki gelen grupları aşağılama ve hor görme
6-Görevleri ile ilgili konuşurken kendisini aşırı kudretli hissetme
7-Gerçeklik ile bağı kopmuştur
8-Tezcanlı, vesveseli, huzursuz ve dürtüsel eylemler sergileyebilir
9-Dünyayı, güç kullanımı yoluyla kendini yücelteceği bir yer olarak görür
10-Bireysel menfaatlerini kaybetme korkusu yaşamak
11-Aşırı özgüvenden kaynaklı bir kibir haline girmek
12-Görüntüsü ve ifadeleri ile orantısız bir endişe içinde olmak
13-Kendisini kuruluşla bir tutar
14-Uygulamaların sonuçlarını ve maliyetlerini saklamak için bu uygulamaları ahlak, dürüstlük kapsamına dayandırmak
15-Başkalarını kendisinden aşağı görme, hor görme.
‘Kibir ve inat bir kişinin kendini mükemmel görmesini sonrada sonunu oluşturur’
(Tolstoy) Hastalığa yakalananlar bu ruh haliyle çevresini incitir, kırar, üzer ve farkında olmadan insanları kendisinden uzaklaştırır.
Arkasında dargınlar, küskünler ordusu oluşturur.
Çevresine, ailesine, ülkesine zararlar vermeye başlar.
Savaşlar ve kaos ortamları oluştururlar.
Brain Dergisi’nde yayımlanan makalede uzun süre başkanlık görevi yapan Margaret hilda Thatcher, George Walker Bush, John F. kenndy,.. vb isimleri örnek göstermiştir.
Dinimiz gereği kibirli insanlar hoş görülmez, sevilmez. Allah; kibirlenenleri sevmez.
Yeryüzünde kibir ve şımarıklıkla yürüme! Çünkü sen ne yeri delebilirsin ne de dağların boyuna erişebilirsin. (17/ İsra 37) ayeti açık ve net her şeyi ortaya koymaktadır.
Ölümlü dünya için bu hastalıktan kurtulmak gerekir.
Çünkü bu hastalıklı kişiler kendilerine yapılan uyarıları dikkate almazlar.
Sorunun kendilerinden değil de karşısındakilerde olduğunu düşünürler. Hep haklı olduklarını zannederler.
Kendi düşünceleri onay görmediğinde agresif olabilirler, ses tonları yükselebilir. Kibri davranışlarına yansır ve bu nedenle itici olurlar. İnsanlar bu kişilere sevdikleri için değil ihtiyaçları için yaklaşım gösterirler.
Bu nedenle aralarındaki samimiyet sahtelik içerir. Çıkar menfaat odaklıdır. Uzun süre aynı makam ve görevde kalınması bu nedenlerle sıkıntı oluşturmaktadır.
Atalarımız ‘Tebdili mekânda ferahlık vardır der’ yani aynı ortamda uzun süre kalan insanların yaşadığı buhrandan kurtulmak için değişiklik yapmasını tavsiye eder.
Aynı söz sadece mekân için değil yapılan iş için de kullanılmaktadır. Uzun süre aynı makam ve mevkide bulunan insanın kendisine ve çevresine yarar yerine zarar vermeden bu değişikliği yapmasında yarar vardır.
Geç olmadan.!!!

