DOĞRU –YANLIŞ
Dün bir cenazeye katıldım. Orda bazı temenni cümlelerini kimisi doğru kimisi de yanlış ifade ettiğini duydum.
Bu yazımda bir tanesini ele alacağım.
Sosyal yaşantımızda, toplumsal olaylarda, dini yaşantımızda, cenazelerimizde, vb alanlarda kullandığımız bazı kalıplar, bazı dualar, bazı deyimler, bazı tabirler veya bazı güzel söylemler vardır.
Bu söylemler tek cümle ile çok şey anlatır.
-Elin ayağın dert görmesin.
-Kötü söz duyurma, boynumuzu borçlu bırakma.
-Allah’ım ele bin ver, bize bir ver.
– ‘Kabrin nurla dolsun’ veya ‘Nur içinde yatsın’
Hepsi de güzel temenniler, deyimler, dualar ve söylemler.
Lakin bazılarını değiştirme gayreti içinde olanlar var.
Bilerek veya bilmeyerek. Bunlardan bir tanesi de ‘Kabri nurla dolsun ‘yerine ‘Işıklar içinde uyu ‘ifadesidir.
Nerden geliyor bu cümle? Neden ısrarla bunu kullananlar var?
Yüzyıllardır kullanılan doğrusu varken neden yozlaştırma gayretine girilir? Şimdi açıklayalım.
İkisi birbirinden farklı içeriğe sahip.
Nur; Metafizik yani fizik ötesi bir kavramdır.
Hem bu dünyayı hem de öteki dünyayı kuşatır.
Işık ise dünyevi seküler bir kavramdır. Işıkla insanın sadece maddi dünyası aydınlanır.
‘Kabrin nurla dolması’; Karanlık bir ortamın aydınlatılması değil, Allah ‘ın nurunun ölen kişinin üzerine olması demektir.
‘Işıklar içinde uyu’ cümlesi ise Kabalacıların mistik anlayışında lusifer, ışık getiren tanrı olarak geçer.
Orijinalinde ise şeytanın ta kendisidir. Masonlar birbirlerine ışık kardeşleri dedikleri için içlerinden biri öldüğünde ‘ışıklar içinde uyu’ derler.
Bu nedenle bu cümleyi bilmeden kullananlar iki kez düşünmelidir.
Bilerek kullananların niyetleri ve kimlikleri zaten bellidir.
Her ikisi arasında olanlar ise bu söylemleri ile psikolojik ve sosyolojik bir tavır veya tepki, dine uzak durma gayreti içinde olanlardır. Kimlik siyasetinin bir tezahürüdür. Fakat bunu söylerken kendi öz benliklerine aykırı olarak yozlaşmışlık değirmenine su taşır gibi hareket ettiklerini fark etmezler.
Halbuki sözün özünü doğallığı ile söylemek bir şey kaybettirmez.
Bilakis toplumda daha kabul edilir, daha sevilir bir yaklaşım ortaya konulmuş olur.
Toplumumuzda bir ayrışmaya mahal vermemek için, gelecek nesillerimize kültürümüzü doğru aktarmak için bazı deyimleri, bazı tabirleri, bazı söylemleri, bazı temennileri doğru ve bilinçli kullanmanın daha yararlı olacağı düşüncesindeyim.
Bu bağlamda tüm ölmüşlerimize, şehitlerimize ‘Allah rahmet eylesin, mekanları cennet olsun, ölmüşlerimizin ve şehitlerimizin kabirleri nurla dolsun’ diyor saygılar sunuyorum.

