Ersin Çelik Yazdı Yeni bir Hilfü’l Fudul Mümkün mü?

Abdullah bin Cüd’ân’ın evinde toplanan Mekkeli kabile liderleri ve şehrin ileri gelenleri aralarında ahitleşerek tarihe “Hilfü’l-fudûl” olarak geçecek şu sözü verdiler: “Denizde bir yün parçasını ıslatacak kadar su kaldığı sürece zalime karşı mazlumun yanında olacağız.”
Artık Mekke’de yerli veya yabancı birine zulüm yapıldığında, -zalim kim olursa olsun- mazluma hakkı geri alınıncaya kadar yardım edilecekti.
O toplantıya henüz yirmili yaşlarında olan Peygamber Efendimiz (sav) de katılmıştı. Rivayetlere göre Hz. Peygamber yıllar sonra bu ittifakı överek şöyle demiştir: “Abdullah bin Cüd’ân’ın evinde amcalarımla öyle bir anlaşmaya katıldım ki, benim gözümde kızıl tüylü bir deve sürüsünden daha sevimlidir. O anlaşmaya şimdi de çağrılsam yine icabet ederim.”
7 Ekim’den beri Gazze’de yaşanan soykırım, Venezuela’da liderin kaçırılması, İran’a açılan savaş, çağın zalimlerine karşı; milletler ve dinler üstü bir ittifak arayışının kaçınılmaz olduğunu gösteriyor.
Küresel siyasetin, tıpkı Mekke örneğinde olduğu gibi iki hattın çekişmesine sahne olması kaçınılmaz.
İran savaşı, dünyayı henüz kesin çizgilerle ikiye ayırmasa da işgal karşıtı bir zemin de oluşuyor. Güç zehirlenmesi ve büyük kibirle hareket eden İsrail ile Amerika’ya eklemlenen irili ufaklı devletlerin karşısında; “Zalime karşı mazlumun yanında olacağız” diyen cesur liderler ve halklar yer alıyor.
Bu noktada İspanya ve Türkiye’nin tavrı, tıpkı Abdullah bin Cüd’ân’ın evindekiler gibi, güçlünün tehdidine karşı mazlumun hakkını savunma iradesini gösteriyor. İki ülke de farklı coğrafyalarda ve farklı ittifak yapılarında yer almalarına rağmen, üstelik uyum bozma pahasına “emperyalizm karşısında” buluştu.
Hz. Peygamber’in genç yaşında katıldığı toplantı bizlere zaten şunu gösteriyor: Zulme karşı durmak için aynı kabileden, aynı milletten, aynı inanç veya mezhepten olmak gerekmez.
Bu sebeple, sosyal medyada köpürtülen mezhep temelli gerilim ve Şii-Sünni sosyolojisiüzerinden yükseltilen “geçmişle hesaplaşma” polemikleri, kurulması elzem olan bu yeni ‘Erdemliler İttifakı’na büyük zarar verecektir.
Çünkü tarih bize şu acı gerçekleri de öğretmiştir: Zulmün en büyük gücü silahlar kadar, mazlumların dağınıklığıdır.

